AB Zorla Çalıştırma Yönetmeliği (EU 2024/3015) Türk tedarikçileri nasıl etkiler?
AB Zorla Çalıştırma Yönetmeliği (EU 2024/3015), 14 Aralık 2027’den itibaren zorla çalıştırmayla tamamen veya kısmen üretilmiş ürünlerin, büyüklüğüne bakılmaksızın hiçbir ekonomik operatör tarafından AB pazarına sunulmasını, piyasada bulundurulmasını veya AB’den ihraç edilmesini yasaklar; bu nedenle AB’ye ürün giden Türk tedarikçiler kendi tesislerinde ve fason zincirlerinde zorla çalıştırma riskini kanıtla yönetebilmelidir.
AB Zorla Çalıştırma Yönetmeliği ne zaman uygulanacak?
Yönetmelik 14 Aralık 2027’den itibaren uygulanacak. Tüzük 27 Kasım 2024’te kabul edildi, 12 Aralık 2024’te AB Resmî Gazetesi’nde yayımlandı ve ertesi gün yürürlüğe girdi.
Bazı hükümler daha önce işlemeye başladı: Komisyon’un kılavuz yayımlama yükümlülüğü, zorla çalıştırma risk veritabanı ve üye devletlerin yaptırım kurallarını bildirmesi gibi hazırlık maddeleri 13 Aralık 2024’ten beri uygulanıyor. Üye devletler yaptırım kurallarını 14 Aralık 2026’ya kadar Komisyon’a bildirmek zorunda.
Yönetmelik kimleri kapsıyor?
Yönetmelik, AB pazarına ürün sunan, piyasada bulunduran veya AB’den ihraç eden tüm ekonomik operatörleri kapsar: üreticiler, ithalatçılar, distribütörler, perakendeciler ve çevrimiçi satıcılar. Şirket büyüklüğüne göre bir muafiyet yoktur.
Kapsam ürün temellidir: zorla çalıştırma ürünün çıkarılması, hasadı, üretimi veya işlenmesinin herhangi bir aşamasında, AB içinde ya da dışında, tedarik zincirinin herhangi bir halkasında kullanılmışsa ürün kapsama girer. Komisyon kılavuzuna göre ürünün ne kadarının zorla çalıştırmayla üretildiği önemli değildir. Hizmetler kapsam dışıdır.
Türk tedarikçi AB’de doğrudan bir “operatör” olmasa bile, Komisyon soruşturma sırasında tedarik zincirinin üst kademelerindeki üreticilerden (‘other product suppliers’) bilgi isteyebilir.
Komisyon kılavuzu ne söylüyor?
Komisyon, Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin kılavuzu 26 Haziran 2026’da C(2026) 4386 sayılı Komisyon Bildirimi olarak yayımladı. Yönetmelik bu kılavuz için 14 Haziran 2026 tarihini öngörüyordu. Kılavuz bağlayıcı değildir ancak yetkili makamların Yönetmeliği nasıl uygulayacağını gösterir.
Kılavuz, zorla çalıştırmayı ILO’nun 29 sayılı Sözleşmesi’ne göre tanımlar ve risk göstergelerini sayar: zorla işe alım, aldatma, borç yoluyla istismar, tehlikeli veya onur kırıcı çalışma koşulları, ağır çalışma saatleri, onur kırıcı barınma koşulları, istismarcı ek yükümlülükler, fiziksel veya cinsel şiddet, izolasyonun istismarı, hareket özgürlüğünün kısıtlanması, para, varlık veya kimlik belgelerine el konulması, ücretin tutulması, tehdit ve yıldırma ile kırılganlığın istismarı.
Yönetmelik bir durum tespiti (due diligence), denetim veya raporlama yükümlülüğü getirmez. Ancak kılavuz, şirketlerin durum tespiti belgelerini, düzeltici faaliyet planlarını ve bağımsız üçüncü taraf denetim raporlarını soruşturma sırasında kanıt olarak sunabileceğini belirtir. Önemli bir uyarı da vardır: çalışanların tehdit veya sürekli gözetim altında olduğu ya da tesise erişimin kısıtlandığı koşullarda yapılan sosyal denetimler güvenilir kabul edilmez.
Soruşturma nasıl işler?
- 01
Risk temelli önceliklendirme
Yetkili makamlar en yüksek riskli ürün ve bölgelere odaklanır; operatörün büyüklüğü ve kaynakları da dikkate alınır. Zorla çalıştırma AB dışında ise soruşturmayı Komisyon, AB içinde ise ilgili üye devletin makamı yürütür.
- 02
Ön aşama
Makam, operatörlerden ve gerektiğinde tedarik zincirindeki diğer üreticilerden bilgi ister. İşbirliği yapmamak, kendi başına aleyhte bir kanıt sayılabilir.
- 03
Soruşturma ve karar
Zorla çalıştırma tespit edilirse ürünün piyasaya sunulması ve ihracı yasaklanır; henüz son kullanıcıya ulaşmamış ürünler piyasadan çekilir ve bertaraf edilir. Karar, zorla çalıştırmanın ortadan kaldırıldığı kanıtlanırsa gözden geçirilebilir.
Türk tedarikçiler şimdi ne yapmalı?
AB’deki müşterileriniz, bir soruşturmada kullanabilecekleri kanıtları sizden isteyecek. 14 Aralık 2027’den önce şu adımlar atılmalı:
- Tedarik zincirinizi haritalayın: kullandığınız tüm fason atölyeleri ve ana hammadde kaynaklarını listeleyin.
- Kimlik belgelerine, diplomalara veya banka kartlarına el konulmadığından emin olun.
- İşe alımda çalışandan ücret, depozito veya borç alınmadığını belgeleyin; aracı kullanıyorsanız sözleşmelerini inceleyin.
- Ücretlerin tam ve zamanında, banka yoluyla ödendiğini gösterin.
- Fazla mesainin gönüllü olduğunu ve 4857 sayılı Kanun’daki 270 saatlik yıllık sınırı aşmadığını kayıtlarla gösterin.
- Çalışanların işten ayrılma özgürlüğünü kısıtlayan uygulamaları (ücret tutma, ceza) kaldırın.
- Çalışanların ve fason atölye çalışanlarının erişebileceği, misillemeye karşı korumalı bir şikâyet kanalı kurun.
- Bağımsız sosyal denetimlerde çalışanlarla yönetim olmadan, gizli görüşme yapılmasına ve tesise tam erişime izin verin; aksi halde denetim güvenilir sayılmaz.
- Müşterilerinizin bilgi taleplerine zamanında yanıt verebilecek bir sorumlu kişi belirleyin.
Sık sorulan sorular
- Yönetmelik KOBİ’leri de kapsıyor mu?
Evet, büyüklüğe göre muafiyet yoktur. Ancak yetkili makamlar soruşturmaları önceliklendirirken ve süre verirken operatörün büyüklüğünü ve kaynaklarını dikkate alır.
- Bir sosyal denetim raporu tek başına yeterli mi?
Hayır. Kılavuz, ihlalin genellikle farklı kanıt türlerinin birlikte değerlendirilmesiyle tespit edileceğini belirtir. Denetim raporları bu kanıtlardan biridir; çalışan görüşmeleri, şikâyet kayıtları, bordro ve izlenebilirlik belgeleri de değerlendirilir.
- Türkiye’de iç piyasaya satılan ürünler kapsamda mı?
Hayır. Yönetmelik yalnızca AB pazarına sunulan, orada bulundurulan veya AB’den ihraç edilen ürünleri kapsar. Ancak AB’ye ihracat yapan bir markanın tedarik zincirindeyseniz ürünleriniz kapsama girebilir.
- Yönetmelik denetim zorunluluğu getiriyor mu?
Hayır. Komisyon’a göre Yönetmelik denetim veya raporlama yükümlülüğü getirmez; şirketler ürünlerinin zorla çalıştırmadan arınmış olmasını nasıl sağlayacaklarına kendileri karar verir.